Budapeşte'de 24 Saat

2/12/2017 Meliha Çalışır 0 Comments




Şubat ayı için çok farklı planlarım vardı aslında, doğum günümü Petra'da Petra By Night ile kutlamak gibi. Planlarımızı netleştiremediğimiz için, uçak biletlerinin fiyatı arttıkça arttı. O yüzden de Petra'yı başka bir zamana erteledim. Bir yerlere gitmekten vazgeçmişken, eşimin son dakika planı ile Budapeşte'ye gitmeye karar verdik. Ben aylar öncesinden plan yapmak isterken, kendisi son dakikacıdır biraz; son dakika planlarının da ayrı bir keyfi olduğunu kabul etmem gerek aslında. Daha önce Budapeşte'ye gitmemiş olmam, Budapeşte'nin yakın olması, uçak saatlerinin makul olması karar vermemizi kolaylaştırdı. Cuma akşamı alınan uçak biletleri, booking.com'dan son dakika ayarlanan otel, biraz araştırma derken, kendimizi Budapeşte uçağında bulduk. Bu arada baştan belirtmekte fayda var, Budapeşte çok güzel bir şehir, 24 saatte de genel hatlarıyla geziliyor ama şehrin tadını doya doya çıkarmak için 2-3 gün gerekir en azından.

Parlamento Binası, Budapeşte
Budapeşte'ye Pegasus ile uçtuk. Pegasus ile son bir yılda yaptığım uçuşları göz önünde bulundurarak kendisi ile uçmaktan memnun kaldığımı söyleyebilirim. Genelde rötar olmuyor gibi. Sadece İstanbul - Ankara dönüş uçuşlarında sanki biraz rötar yaşanabiliyor gibi. 

Ulaşım

Budapeşte havalimanından şehre ulaşmak için 200E nolu otobüse atlıyor, son durakta (Kobanya - Kispest) iniyor, oradan da M3 metro hattı ile şehre bağlanıyorsunuz. Otobüse binmeden önce bilet alabileceğiniz makineler mevcut. Ücret 350 HUF. İki bilet almayı unutmayın. Çünkü metro için de gerekecek. Otobüs şoföründen alırsanız ücreti 450 HUF. Ama bizim gibi kısa süreli gittiyseniz direkt 24 saat geçerli kart alırsanız daha iyi olabilir, ücreti 1650 HUF. Bir diğer seçenek 72 saat geçerli bilet (diğer seçenekler için buraya bakabilirsiniz) ya da hem ulaşım hem de farklı aktivitelere ücretsiz ya da indirimli giriş imkanı sağlayan Budapest Card olabilir.   

Konaklama

Son dakikada ayarladığım Bohem Art Hotel'den çok memnun kaldığımı söyleyebilirim. Tuna nehrine ve ünlü Vaci Utca'ya paralel bir caddede yer alan bu hotel, metro istasyonuna, Özgürlük Köprüsüne (Szabadság híd) ve Budapeşte'nin Kapalı Pazarına çok yakın. Hotelin kahvaltısının şimdiye kadar yediğim en çeşitli ve güzel kahvaltılardan biri olduğunu söyleyebilirim; o kadar ki köpüklü şarap bile vardı :). 3 gece ve üstü kalmayı planlıyorsanız, otelin kendi sitesinden rezervasyon yaparsanız, havalimanından transfer hizmetini ücretsiz olarak sunuyorlar. 

Budapeşte'nin Güzellikleri

Budapeşte, Tuna (Danube) Nehri'nin iki etrafında kurulmuş güzel bir şehir. Tuna nehrinin bir tarafı Buda, diğer tarafı Peste. Peste tarafı düz bir alan iken, Buda tarafı biraz engebeli bir bölge. Biz zamanımızın çoğunu Peste tarafında geçirdik, akşam üstü güneş battıktan sonra Buda tarafına geçtik ki gece ışıklandırlamalarını yüksekten izleyebilelim.

Metro durağından indiğimizde bizi biraz puslu ama güneşli bir şehir karşıladı. Karşımızda da Özgürlük Köprüsü. Hemen fotoğraflar çekildi tabi ki. Özgürlük Köprüsü 1896'da açılmış, II. Dünya savaşı sırasında havaya uçurulmuş, sonra onarılmış. Sadece bu köprü değil, genel olarak diğer köprüler de II. Dünya savaşı sırasında zarar görmüş ama neyse ki biz de görebilelim diye orjinallerine sadık kalınarak tekrar yapılmışlar. 


Özgürlük Köprüsü, Budapeşte
Özgürlük Köprüsündeki fotoğraf molasından sonra karşımıza çıkan Kapalı Pazarına attık kendimizi. Haftaiçi 18:00'a kadar, cumartesi günleri 15:00'a kadar açık, pazar günleri ise kapalı. Alt katında yiyecek içecek, taze meyve sebze, bal, kaşar, şarap, macar salamları ve çeşitli küçük fırınlar; üst katında ise hediyelik eşyalar mevcut.

Budapeşte Kapalı Pazarı


Bal görünce dayanamayan ben; çantaya tadımlık değişik bir iki çeşit bal atıldı tabi ki hemen
Fovam Ter, Budapeşte
Kapalı pazardan ufak tefek alışveriş yaptıktan sonra hotelimizin yolunu tuttuk. Hotele yerleştikten sonra Vaci Utca boyunca yürüdük. Vaci Utka, Budapeşte'nin en uzun trafiğe kapalı caddesi. Cadde boyu çeşit çeşit dükkanlar, kafeler, restoranlar mevcut. Yürürken binaları incelemeyi de unutmayın, başınızı biraz yukarı kaldırın ve güzel binaları da kaçırmayın. 

Vaci Utka, Budapeşte


Vaci Utka'da bir dükkan, Budapeşte

Vaci Utka'da bir bina, satın mı alsak acaba???

Vaci Utka'da bir hediyelik eşya dükkanı, Budapeşte
Ünlü Cafe Gerbeaud'un olduğu meydana kadar geldik. Kafede bir mola vermeden önce, kendimizi Tuna Nehri kenarına attık. 

Tuna Nehri kenarında Çocuk Heykeli, Budapeşte

Tuna Nehri kenarında Ressam Heykeli, Budapeşte

Yorulmuş, biraz açıkmış bir halde tekrar Cafe Gerbeaud'un yolunu tuttuk. 1858 yılından beri hizmet veren kafede atıştırmalık bir şeyler yiyebilir, tatlılarının ve güzel şaraplarının tadına bakabilirsiniz. Cafe Gerbeaud'un fiyatlarının Macaristan'daki herhangi bir yere göre pahalı olduğunu söyleyebilirim, ama her kuruşunu hak ettiğini de söylemeden geçemeyeceğim. 

Cafe Gerbeaud, Budapeşte


Cafe Gerbeaud, Budapeşte

Cafe Gerbeaud'ta enerji topladıktan sonra Tuna Nehri kenarından Parlamento binasına doğru yürüdük. Zincirli Köprüde fotoğraf çektirdik, Tuna Nehri kenarındaki ayakkabı heykellerini inceledik, Parlamento binasına da dışarıdan göz attıktan sonra, kendimize bir taksi bulup, Buda kıyısına geçtik. Tuna Nehri kenarındaki ayakkabı heykelleri, 2005 yılında, 1944-1945 yıllarında Naziler tarafından Tuna Nehrinde vurulan insanların anısına yapılmış. 

Ayakkabı Heykelleri, Budapeşte

Ayakkabı Heykelleri, Budapeşte

Parlamento Binası, Budapeşte

Peşte kıyısından Kraliyet Sarayı, Budapeşte

Taksi ile Buda tepelerindeki Balıkçı Tabyasına (Fisherman's Bastion - Halaszbastya)  gittik. Güneş batmıştı ve Budapeşte'nin güzel binaları ışıklandırılmıştı. Balıkçı Tabyasından manzara çok güzel. Peşte tarafında ışıklandırılmış Parlamento Binasını, Budapeşte'nin köprülerini çok güzel görebiliyorsunuz.

Fisherman's Bastion, Budapaşte

Fisherman's Bastion, Budapaşte

Fisherman's Bastion'dan Peşte Manzarası, Budapaşte

Fisherman's Bastion, Budapaşte

Biraz fotoğraf çekimi, biraz kale sokaklarını arşınladıktan sonra kendimizi 16 nolu otobüse attık. Nereye gittiğini bilmiyorduk gerçi ama en azından bizi Tuna Nehri kenarına götürür diye umut ettik. Son durak bilgisini Google Map'e sorunca, otobüsün Peşte tarafına kadar uzandığını öğrenince sevindik. Hotele dönüp, biraz dinlendikten sonra akşam yemeyi için tekrar kendimizi Budapeşte sokaklarına attık. Vaci Utca'da Cucina adlı İtalyan restoranında, özlediğimiz lezzetleri sipariş ettik.    

Ertesi sabah güzel, güneşli bir güne uyandık. Hotelimizdeki güzel kahvaltı sonrası, kendimizi Özgürlük Köprüsüne attık, biraz daha fotoğraf çekebilmek için. 

Özgürlük Heykeli, Budapeşte

Tuna Nehri, Budapeşte

Özgürlük Köprüsü, Budapeşte
  
Özgürlük Köprüsü, Budapeşte

Budapeşte'deki 24 saatimizin sonuna yaklaşmışken, bizim zamanımızın yetmediği ama aklımın kaldığı Budapeşte Kaplıcaları hakkında da bilgi vermek istiyorum. Kaplıcaların çalışma saatleri sabah 6 ile akşam 10 arası. Üşenmeyip sabah kaplıcaya gidebilirdik, ama son anda bavula koymuş olduğum mayo, terlik gibi eşyalarımızı çıkardığım için kendimi bu güzelliklerden mahrum bırakmış oldum. Budapeşte'nin en ünlü kaplıcaları Szechenyi ve Gellert Kaplıcaları. 1927 yılında açılan Szechenyi kaplıcaları, 21 havuzu ile Avrupa'nın en büyük kaplıcasını oluşturuyor.  Gellert Kaplıcaları ise 1918 yılında açılmış. Bu arada ilginç bir bilgi daha. Budapeşte'deki M1 metro hattı, Avrupa'nın ilk metro hattı olma özelliğine sahip ve 1896'da yılında açılmış. Zamanında halk, kaplıcalara rahat rahat ulaşabilsin diye yapılmış.

Szechenyi Kaplıcaları, Budapeşte, commons.wikimedia.org

Gellert Kaplıcaları, Budapeşte, commons.wikimedia.org

Gidemediğim için üzüldüğüm bir diğer yer ise Güzel Sanatlar Müzesidir. Müze Mart 2018'e kadar renovasyon çalışmaları nedeni ile kapalı. Kahramanlar Meydanında yer alan müzede Goya, Gauguin, Picasso gibi sanatçıların eserlerini görebilirsiniz.

You Might Also Like

0 yorum: