Johannesburg

8/03/2017 Meliha Çalışır 0 Comments


Güney Afrika'daki ikinci durağımız Johannesburg oldu. Johannesburg'a geliş amacımız eşimin katılacağı fuardı. Zaten Güney Afrika seyahat planının ana amacı bu fuar olsa da biz bu iş seyahatinin önüne birkaç gün tatil ekleyerek güzelim Cape Town'u keşfettik. Johannesburg'ta neler yaptığımızı yazmadan önce şehir ile ilgili pratik bilgiler vermek istiyorum.


Apartheid Müzesi, Johannesburg

Havaalanı - Şehir içi Ulaşım


Johannesburg'a Cape Town'dan Comair ile uçtuk. Johannesburg O.R. Tambo Havaalanına ulaştıktan sonra şehre gitmek için benim önerim Gautrain kullanmak. Eğer konaklama yeriniz bu hızlı trenin durakları üzerindeyse rahatlıkla kullanabilirsiniz. Hem güvenilir hem de Johannesburg trafiğine girmeden ulaşımı çok hızlı bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Özellikle sabah ve akşam iş çıkışı saatlerinde Johannesburg'taki trafik kilitlenebiliyor. Gautrain ücreti havaalanından gittiğiniz durağa göre değişiyor. Şehir içi kullanmak isterseniz ise, yoğun ve az yoğun saatlere göre de fiyatı değişiyor. Ücret bilgileri için buraya bakabilirsiniz. Gautrain'in bir diğer hizmeti de sağladığı otobüs seferleri. Tren istasyonunun hemen çıkışından kalkan otobüsleri de kullanabilirsiniz. Biz fuar alanına giderken tren + otobüs seçeneğini kullandık ve memnun kaldık. Hem taksiye göre daha uygun fiyatlı hem de hızlı bir seçenek. Güvenlik konusuna gelince ise bir problem ile karşılaşmadık. Hangi durakta hangi otobüs rotaları mevcut bilgisine buradan ulaşabilirsiniz. Otobüsleri kullanabilmek için Gautrain Gold karta ihtiyacınız var. Otobüslerde nakit kabul edilmiyor. Kart içerisinde de minimum 20R olması gerekiyor. Trenden inip otobüse binince karttan sadece 1R düşüyor ama ilk otobüse bindiğinizde miktar biraz daha fazla oluyor. Tren istasyonlarından kartlarınızı alıp, içerisine ne kadar para yükleyeceğinizi belirtiyorsunuz. Havaalanı ulaşımı için diğer seçenekler shuttle ya da taksi hizmetini kullanmak. Ben shuttle hizmetini öneririm. En azından önceden ne kadar ödeyeceğinizi biliyorsunuz. Taksi ile fiyat sanki biraz değişebiliyor. Bizim otele ulaşmamız Gautrain ile çok kolay olsa da, önce fuar alanına gitmemiz gerektiği için taksi seçeneğini kullandık. Taksi bizi fuar alanında bekledi, daha sonra da otel bölgesine bıraktı. Taksiye verdiğimiz paranın onda biri ile otele ulaşabilirdik hem de daha hızlı bir şekilde. Otele giderken neredeyse 1 saat trafikte oyalandık diyebilirim. 

Konaklama


Otelin hem fuar alanına yakın hem de şehre yakın olmasına dikkat ettim. Fuar alanı şehir merkezine biraz uzak sayılırdı. Çevresinde de otel beğenemedim. Bu yüzden Sandton bölgesine yöneldim. Burada oteller biraz daha pahalı ama Sandton City gibi bir avantajı da mevcut. Alışveriş merkezi birçok restoran seçeneği sunuyor ve ben de tek başıma Johannesburg'ta takılmak istemediğim için alışveriş merkezi daha güvenli bir seçenek gibi geldi. Hem güzel, hem çevredeki diğer otellere göre daha hesaplı, hem alışveriş merkezine hem de tren durağına da rahatlıkla yürüme mesafesinde olan Garden Court Sandton City otelini tercih ettim. Bu bölgede kalmak isteyen kişilere bu oteli rahatlıkla önerebilirim. Beklediğimden daha iyi bir otelle karşılaştığımı söyleyebilirim; odaları konforlu, kahvaltısı doyurucu, temiz, ulaşımı çok kolay bir oteldi. İsteyene tren durağına ücretsiz shuttle hizmeti de sunuyor. Biz ilk sabah kullandık ama daha sonra yürüyerek de rahatlıkla tren istasyonuna gidip geldik. Ayrıca kendi içerisinde bir restoranı da mevcut.


Nelson Mandela Meydanı, Sandton City, Johannesburg

Nelson Mandela Meydanı, Sandton City, Johannesburg

Johannesburg'da fuarın dışında pek boş günümüz yoktu. Son gün akşam 21:00'de olan uçağımıza kadar boş bir günümüz vardı. O gün neler yapabiliriz diye araştırırken yapılabilecek birkaç seçenek çıktı. İlki Johannesburg şehir turu, içerisinde Soweto bölgesi ve Apartheid Müzesini de içeriyor. Bir diğer seçenek ise günübirlik safari turuydu. Aslında ünlü Kruger Park Johannesburg'a yakın ve safari için daha iyi bir seçenek ama yolculuk 4 saat sürüyor ve günübirlik yapılabilecek bir bölge değil. En az 2-3 gün gerekli. Pilanesberg bölgesi nispeten daha yakın ve zamanı kısıtlı olan kişilere günübirlik safari turları düzenlenebiliyor. Bu turların sabah çok erken başlaması, bizim daha sonra yaklaşık 15 saatlik bir yolculuğumuzun olması nedeni ile bu seçeneği eledik ve Johannesburg şehir turuna karar verdik. Bu turu ayarlarken yine tripadvisor'dan faydalandım. Yorumları iyi olan birkaç tur şirketi ile irtibata geçtim ve Phillipians 4 Four tur firması ile son günümüzü geçirmek üzere anlaştık. Ön ödeme olarak bir şey ödemedik. Otel bilgisini verip, o gün sabah otel lobisinde buluşmak üzere anlaştık. 

Johannesburg'taki son günümüzü anlatmaya başlamadan gelelim daha önceki günlere... İlk gün ben de fuara gittim. İkinci gün otelde kaldım ve Sandton City'yi keşfettim. AVM gezmek kolay değil, insan çok yoruluyor. Tabi bir gün yetti ve arttı bile bana ve daha yerel bir yerlere gitme isteği uyandı. Bir gün daha aynı AVM'de takılmak biraz sıkıcı olurdu artık. Tek başıma da fazla uzaklara gitmeye çekindiğim için yakın yerlerde neler var diye araştırırken, Gautrain ile bir durak mesafede Rosebank'a gitmeye karar verdim. Burada African Craft Market olduğu için daha yerel şeyler bulabilirim ümidi ile gittim. African Craft Market, Cape Town'daki Greenmarket Square'deki pazarın benzeriydi. Çok farklı bir şeyler bulamadım ama en azından gidip görmedim demem. Rosebank'ta aynı zamanda yine modern bir AVM var. Burası aslında daha hoşuma gitti. En azından tasarım birkaç mağazayı içeriyordu.



Rosebank African Craft Market, Johannesburg

Nelson Mandela Meydanı, Sandton City, Johannesburg

Akşamları hep Sandton City'de geçirdik. Akşam yemeklerini Nelson Mandela Meydanı çevresindeki restoranlarda yedik. İlk akşam Hard Rock Cafe'de hamburger keyfi yaptık. İkinci akşam The Big Mouth'da sushi yiyelim dedik. Bir akşam daha hafif takılalım dedik ve AVM içerisinde büyük renkli kekleri ile bizi cezbeden Walnut Grove'da yedik. Son akşam Trumps Grillhouse and Butchery'de yemeyi düşünüyorduk ama herkes The Butcher Shop and Grill'i önerdiği için bu restoranı denemeye karar verdik. Trumps'ın kasap kısmına girdik ve etlerin Güney Afrika'da Türkiye ile karşılaştırılınca acayip ucuz olduğuna karar verdik. Türkiye'de kıyma alamayacağınız fiyata en ünlü kasap dükkanından t-bone'ları, rib-eye'lerı alabiliyorsunuz. Gittiğimiz tüm restoranlardan memnun kaldığımız söyleyebilirim. Bu saydıklarımın dışında da birçok seçenek mevcut. 


Hard Rock Cafe, Sandton City, Johannesburg

The Big Mouth, Sandton City, Johannesburg
Yemek öncesi gelen bu sıcak ekmek ve tereyağ süper

The Big Mouth, Sandton City, Johannesburg

Walnut Grove, Sandton City, Johannesburg
Çay servisinin güzelliği

The Butcher Shop, Sandton City, Johannesburg

The Butcher Shop, Sandton City, Johannesburg


Gelelim Johannesburg'taki son günümüze. Tur firmasından Solly bizi sabah otelimizden aldı. Akşam otele geri dönmemek için ve tur bitiminde otel yerine havaalanına bırakacağı için tüm eşyalarımızı da yanımıza aldık. Bize özel bir tur değildi ama başka kimse olmadığı için bize özel bir tur haline geldi.  


İlk durağımız Constitution Hill. Constitution Hill, eskiden hapishane olarak kullanılan bir yer. Şu anda müze haline getirilmiş ve Güzey Afrika'nın demokrasi için verdiği savaşı gözler önüne seriyor. Bu bölge aynı zamanda Güzey Afrika'nın Anayasa Mahkemesine de ev sahipliği yapıyor. Müze etkileyici, özellikle de zamanında yapılan insanlık dışı uygulamalar çok tartışılmış. Bu hapishanede birçok ünlü kişi de tutuklu kalmış. Nelson Mandela bunlardan biri. Ama benim en çok şaşırdığım kişi Mahatma Gandhi idi. Gandhi, avukatlıktan yeni mezun olduktan sonra, 24 yaşına Güney Afrika'ya geliyor. 1893 yılında geldiği Güney Afrika'dan 1914 yılında ayrılıyor. Güney Afrika'daki Hintli vatandaşların haklarını savunmak için Hindistan'dan buraya gelmiş çünkü Güney Afrika'da sadece siyahlar değil, beyaz ırk dışındaki tüm diğer ırklar ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekteymiş. Gandhi, ırkçılık karşıtı çalışmaları nedeni ile 1908 ve 1913 yılları arasında buradaki hapishanede toplamda 7 ay ve 10 gün süre ile tutuluyor. O zamanlar ikinci sınıf olarak kabul edilen insanlar zorunlu bir belgeyi yanlarında bulundurmak durumundalar. Bu belgeyi taşımayı reddeden kişilere yapılan yaptırım hapis cezasıymış. Müzeyi bizi tanıtan kişi, şu anki sistemlerinden de bahsetti. Hapishanenin hemen yanı başındaki Anayasa Mahkemesi de etkileyiciydi. İsteyen her kişi bu mahkemeye başvurup hakkını arayabiliyormuş. Şu anda Güney Afrika'da herkes eşit haklara sahip, herkes istediği dine inanmakta, inandığı dine göre yaşamaya özgürmüş. Daha sonra tur rehberimiz bize Johannesburg'ta kara büyü/cadı pazarını da gösterdiğinde, bunun bir din olduğunu, kara büyüye inanan insanların da inandıkları şekilde yaşayabildiklerini söyledi.


Constitution Hill, Johannesburg

Constitution Hill, Johannesburg

Constitution Hill, Johannesburg
Hücreler

Constitution Hill, Johannesburg

Constitution Hill, Johannesburg
  
Anayasa Mahkemesi, Constitution Hill, Johannesburg

Constitution Hill, Johannesburg

Constitution Hill, Johannesburg
Anayasa Mahkemesi Girişi

Anayasa Mahkemesi, Constitution Hill, Johannesburg

Anayasa Mahkemesi, Constitution Hill, Johannesburg

Anayasa Mahkemesi, Constitution Hill, Johannesburg


Mahatma Gandhi, Güney Afrika'da önemli bir yere sahip. Sadece Hintli vatandaşların değil, diğer azınlıkların haklarını da savunduğu için onun adına meydan bile var Johannesburg'ta.


Constitution Hill sonrasında ikinci durağımız Afrika'nın en uzun binası, Top of Africa idi. Johannesburg şehir merkezinde bulunan Top of Africa, 223 metre yüksekliğinde bir bina ve 50. katından Johannesburg'u 360 derece izleyebiliyorsunuz. 1973 yılında yapılan bina, Afrika'nın en uzun binası olma özelliğini hala koruyor. 



Top of Africa'dan Johannesburg Manzarası

Top of Africa'dan Johannesburg Manzarası

Top of Africa'dan Johannesburg Manzarası
Top of Africa'dan Johannesburg Manzarası
Mahatma Gandhi Meydanı

Top of Africa'dan sonra Johannesburg'ta görmeden dönülmemesi gereken müze Apartheid Müzesinin yolunu tutuyoruz. Tur rehberimiz bizi burada 2-3 saat için bırakıyor. Biz istediğimiz gibi müzeyi keşfedip, öğle yemeğimizi de müzenin kafesinde yiyoruz. 2001 yılında açılan Apartheid müzesi oldukça kapsamlı bir müze. Müze içerisinde fotoğraf çekimi yasaktı. 19. yüzyıldan günümüze Güney Afrika'daki Apartheid rejimini anlatıyor. Benim en çok dikkatimi çeken nokta, güç savaşının insanları ne hale getirebildiği. Nelson Mandela'nın serbest kaldığı 1990 yılından, başkan seçildiği 1994 yılına kadar Güney Afrika'da çok kötü olaylar olmuş.  Bu 4 yılda ölen kişi sayısı, Apartheid rejimin sırasında ölen kişi sayısından daha fazlaymış. Demokrasi ve eşitlik kazanılmış ama çok zor ve çetin yollardan elde edilmiş. Bu yüzden de Güney Afrika'da bunu yaşatabilmek için çaba sarf ediliyor, geçmişten ders alınması için müzeler kuruluyor ve geçmişleriyle yüzleşiyorlar. 


Apartheid Müzesi, Johannesburg 

Apartheid Müzesi, Johannesburg 

Apartheid Müzesi, Johannesburg 

Apartheid Müzesi, Johannesburg 

Apartheid Müzesi, Johannesburg 

Apartheid Müzesi, Johannesburg 

Apartheid Müzesinden sonra, yönümüzü Soweto'ya çeviriyoruz. Soweto, Güney Afrika'da beyazlar ile siyahların yaşadığı bölgeleri ayırmak için oluşturulmuş bir bölge. 1930'larda kurulmaya başlanan bu bölge, Güney Afrika'da siyahların yaşadığı en büyük yer olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık nüfusu 1,5 milyon. 2010'da FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan bu bölgede büyük bir stadyum da bulunuyor. 


2010 Dünya Kupasında ev sahipliği yapan stadyum

Soweto'daki ilk durağımız Nelson Mandela'nın evi. Nelson Mandela'nın evinin olduğu cadde oldukça turistik, hediyelik eşya satan standlar, restoranlar mevcut. Bir bahçe içerisinde bulunan ev küçük ama güzel bir müze haline getirilmiş. 


Nelson Mandela'nın Evi, Soweto, Johannesburg

Nelson Mandela'nın Evi, Soweto, Johannesburg

Nelson Mandela'nın Evi, Soweto, Johannesburg

Nelson Mandela'nın Evi, Soweto, Johannesburg

Nelson Mandela'nın Evi önünde gösteri yapan çocuklar, Soweto, Johannesburg

Mandela'nın evinden sonra bir başka müzeye gidiyoruz. Burası Hector Pieterson adındaki bir çocuk için oluşturulan bir anıt. Hector Pieterston 1976'da Soweto'daki Apartheid rejimine karşı yapılan gösteriler sırasında öldürülmüş. Öldüğünde sadece 13 yaşındaymış. 16 Haziran 1976, Güney Afrika için kara bir gün olarak tarihe geçiyor. O gün Apartheid rejimine karşı Soweto'daki okul öğrencilerinin daha iyi eğitim olanakları için başlattığı protesto gösterileri sonucunda 500'den fazla öğrenci öldürülmüş. Hector Pieterson, Güney Afrika'daki insanların özgürlük için verdikleri mücadelede bir simge haline geliyor. Mandela başkan seçildikten sonra 16 Haziran tarihi ulusal bir gün haline geliyor, Gençlik günü. 


Hector Pieterson Anıtı, Soweto, Johannesburg

Soweto turu sonrasında, Soweto'daki eksi nükleer güç santrallerine gidiyoruz (Orlando Kuleleri). Buradaki güç santralleri atıl durumda ve adrenalin tutkunları için aktivite merkezi haline gelmiş. İsterseniz bungee jumping yapın, isterseniz duvar tırmanışı yapın, ya da bizim gibi sadece fotoğraf çekin.  


Soweto Kuleleri, Johannesburg

Soweto Kuleleri, Johannesburg

Soweto Kulelerinde Bungee Jumping, Johannesburg

Soweto Kulelerinde Duvar Tırmanışı, Johannesburg

Soweto Kuleleri, Johannesburg

Orlando Kuleleri sonrasında Soweto turumuz bitiyor ve tur rehberimiz bizi havaalanına bırakıyor. Böylece Güney Afrika seyahatimizin sonuna gelip evimizin yolunu tutuyoruz. 

Johannesburg ile Cape Town birbirinden çok farklı iki şehir. Cape Town çok daha turistik ve rahat edebildiğiniz bir yer, doğası zaten tartışılmaz. Johannesburg, sizi biraz daha Güney Afrika'da verilen özgürlük mücadelesinin içine çekiyor ister istemez. Yolunuz Johannesburg'a düşerse ve boş bir gününüz varsa bu günübirlik turu kesinlikle öneririm.  

You Might Also Like

0 yorum: